Posted on

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Sapık Arkadaşım

Mutaassıp bir çevrede yaşayan bir insanım. Evliyim, monoton bir hayatım var. Çocukluk arkadaşım Nizamettin’le çok uzun zaman sonra tekrar bir araya gelmiştik. Nizamettin, boşanmış, yalnız yaşayan, kırklı yaşlarda, hayatı dolu dolu yaşayan değişik bir tipti. Bizim hayat görüşümüze ters bir yaşam tarzı vardı ama çocukluk ve ilk gençlik yıllarımızda çok iyi anlaşırdık keratayla…

Yalnızlıktan dertli olduğunu anlatınca, çocukluktan bu yana süren candan arkadaşlığımızın hatırına, ister istemez bizim eve davet etmek zorunda hissettim kendimi… Akşam yemeğine oturmuş, eski günleri yad etmeye başlamıştık. Karım sofrayı hazırlamış, bir şeyler getirip götürüyor, bizim yanımızda çok fazla zaman geçirmiyordu.

Karım, 34 yaşında, elma yanaklı, bal dudaklı, güzelce, balık etli, tipik Anadolu kadınıydı. Her zaman kapalı tesettürlü bir kadındı. Fakat yine de kapalı olmasına rağmen, karım içeriye girip çıkarken birkaç kez Nizamettin’in bakışlarını karımın üzerinde yakaladım.

İlk başlarda arkadaşımın kapalı olmasına rağmen karıma bakmasına biraz şaşırdım, hatta konduramadım bile… Normal şartlarda evimize çok fazla misafir gelmezdi. Bu duruma çok alışık değildik, hem karım hem ben… Mutaassıp derken öyle çokta sofi değilim, arada sırada içiyorum. Arada sırada kaçamak da yapmak istiyorum, ama şartlar buna müsait olmuyor.

Nizamettin’le o akşam içiyorduk. Karım içki konusunda tam tutucudur, bize biraz da kızgınlıkla bakıyordu. Zaman ilerleyip kafalarımız iyi olmaya başlamıştı. Eski muhabbetlerin biri açılıp bir kapanıyordu. Nizamettin bir ara tuvalete kalktığında, karım sinirli bir şekilde yanıma geldi ve

“Ne oluyor? Kim bu adam? Neden geldi? Niye içiyorsunuz? Ne zaman gidecek?” diye soru yağmuruna tuttu. Karımı susturmaya çalışıyordum, ama nafile… Ortamdan, belki de Nizamettin’den rahatsız olmuştu.

Aradan neredeyse on dakika geçmiş, Nizamettin henüz tuvaletten gelmemişti. Karım söylene söylene çıkarken, Nizamettin de sonunda salona giriyordu. Salondan çıkmakta olan karımın arkasından bakarak,

“Yengeyi kızdırdık Bekir, sopa yemeyelim!” dedi.

“Sen ona aldırma yahu… Pek alışık değil böyle şeylere, içki masası filan… Sen onun kusuruna bakma!” dedim.

Masaya otururken dikkatimi çeken bir şey oldu. Nizamettin’in önü şişkin duruyordu, ama farklı bir şişkinlikti bu. Siki kalkık değildi, cebine bir şey koyulmuş gibi önünde bir kabarıklık vardı. Pek önemsemedim o anda. Karımın limon satan suratından sonra biz de daha fazla oturmadık zaten… Nizamettin kalktı, iyi geceler dileyip evine gitti.

Yatağa yatmış karımın gelmesini bekliyordum. Karım elinde küçük bir poşetle geldi. Poşeti yatağın yanındaki etajere bırakıp, sinirli bir şekilde yatağa girdi. İk**e bir lafı akşamki olaya getiriyor, susmak bilmiyordu.

“Yeter artık, uyusak. Sabah erken kalkacağım!” dedim. Karım,

“Uyumayı bırak. Bak bir şey anlatacağım, iyi dinle, tamam mı?” dedi.

“Anlat hadi, başımı şişirdin zaten yeterince!” dedim. Karım,

“Senin bu arkadaşın, Nizamettin midir nedir, her ne boksa… Sağlam ayakkabı değil senin arkadaşın, hem hırsız hem de sapık!” dedi.

“Ne diyorsun sen be?” dedim. “İlk defa evimize geldi. Kırk yıllık arkadaşım, ne zaman gördün, duydun sapıklığını, hırsızlığını? Öyle bir şey olsa evime, senin yanına sokar mıyım ben onu?”

“Öyle işte… Bir şey biliyorum ki söylüyorum. Dediğim gibi, hem sapık hem de hırsız!” dedi. Şaşırıp kaldım. Gözlerim açılmış, yatakta doğrulmuştum.

“Anlatsana, sen ne diyorsun? Nerden anladın sapık olduğunu?” dedim.

“Akşam siz yemekte içerken ben çamaşır yıkadım, biliyorsun. Bir tane külodum, bir tanede eşarbım kayıp! Makineden yıkanmışları çıkardım, sepete koydum, asacaktım, o ara bu adam tuvalete girdi. Sonra makineye yeniden kirlileri dolduruyordum ki, kırmızı eşarp yok!”

“Emin misin kadın? Adamın günahını alma…”

“Bunamadım daha, eminim ben… Yıkayacaktım, kirli sepetine koymuştum. Sonra sepetin dibine sıkıştırılmış siyah saten eşarbımı gördüm, içinde de beyaz külodum. Senin bu arkadaşın şey yapmış…”

“Ne yapmış?” Yüzü kıpkırmızı olmuştu karımın… Sonunda söyledi,

“Masturbasyon yapmış pis herif, ne yapacak? Ve hem küloduma hem eşarbıma boşalmış. Sen inanmazsın diye yıkamadım, al bak burada, poşetin içinde!” diye etajerden aldığı poşeti bana gösterdi.

Şok! Kulaklarıma inanamıyordum, şaşkın bir haldeydim. En yakın arkadaşım benim evimde otuzbir çekmiş ve karımın en mahrem giysilerine boşalmıştı.

Karım konuşmasında devam ediyordu.

“Sonra yıkanmışları asarken farkettim. Kırmızı külodum da meydanda yok! Seninki almış gitmiş. Anladın mı ben niye bu kadar kızgınım? O an tatsızlık çıkmasın diye bir şey demedim. Kavga çıkarırsın, olay olur, önce seninle konuşayım dedim. Ne yapacağız Bekir?” dedi.

Aynı soruyu ben de kendime sorarken karımla göz göze geldik. Pezevengin pantolon cebindeki kabarıklığın nedeni anlaşılmıştı şimdi… Karımın kırmızı külodunu alıp cebine sokmuş orospu çocuğu… Arkadaşının karısı hem de… Nasıl yapar bunu? Hem de eşarbına, küloduna boşalması da cabası…

Sapık… Manyak… Gözümün önüne arkadaşımın bizim banyoda karımın külotlarını elleyişi geldi nedense… Kirli külotları alıp alıp burnuna götürüyor, kokluyor sikini okşarken… Karımın am kokusuyla siki kalkıyor puştun… Burnunda karımın külodu, eşarbına boşaltıyor döllerini… Yapış yapış…

“Söylesene, ne yapıcaz?”

Haydaa… Karımla göz göze, ben bir şey diyemeden bakışıyorduk. Bakarken şaşkınlığım daha da arttı. Bir yandan arkadaşıma kızarken, bir yandan da sikim kalkmaya başlamıştı. Karımın yanaklar elma gibi, dudakları kızarmış öfkeden, kabarmış.

Başında beyaz tülbendi ve üzerinde de beyaz tek parça geceliği vardı. İnce kumaştan geceliğin altından büyük göğüsleri görünüyordu. Yatıp uyuyacak diye sütyen giymemişti içine… Uçları kabarık, koyu renk, bakınca görünüyor. Ellerimi geceliğin üzerinden göğüslerine koydum, avuçlayıp sıktım. Bu defa karım şaşırdı,

“Hele avrat, hele bir sabah olsun. Sen şöyle bir gel bakayım!” deyip ellerimi memelerinden çekmeden karımın etli dudaklarına yumuldum.

Dudaklarını, boynunu, boğazını, yanaklarını öpüyor, yalıyor, kokluyordum. Karım da şaşırmıştı önce, ama hiç itiraz etmiyordu, kendini bana teslim etmişti. Bir yandan karımın her bir yanını öpüp koklarken ellerimi de vücudunda gezdiriyordum.

Elimi geceliğinin eteğine götürdüm. Dizindeki eteği yukarı sıyırdım biraz, içinden ellerimi daldırıp kalçalarını avuçladım. Etli kalçalarına dokunan elim onu biraz ürpertti sanırım. Kalçaları pürüzsüzdü. Karım her zaman bakımlı bir kadındı. Götünü okşamaya başladım. Göt yanaklarını sıkıyor, yoğuruyordum. Elimi öne getirip amına atınca,

“Iııhhh!” diye bir ses çıkardı. Amını okşamaya başladım. Biraz elleyince kabarıp şişen amı tertemiz ve kılsızdı. Kaymak gibiydi teni parmaklarımın altında, ıslaktı.

“Ağda mı yaptın kız?” diye sorunca,

“Hıı… Bu sabah temizledim!” dedi. “Akşama lazım olur dediydim. Nerden bileyim senin eve arkadaş getireceğini…” Dudağını ısırır gibi yaptım,

“Siktirtme arkadaşını şimdi… İfadesini alırım ben o bal kaymak amcığının…”

Karımın am dudakları etli ve büyüktü. Onları parmak uçlarımla sıkıyordum. Amcığının içine orta parmağımı sokup çıkarmaya başladım. Karımın amının sulandığını hissettim. Amının içindeki parmağım sırılsıklamdı ve akan sulardan elim su içinde kalmıştı.

Diğer elimi de geceliğinin yakasından içeri soktum ve sütyensiz, iri memelerini avuçlayıp sıkmaya başladım. Geceliğinin yakasını aşağı sıyırarak memelerini çıkardım. Offf… Karımın göğüsleri harika görünüyordu gözüme, büyük ve dolgundu. Meme uçlarını sıkıyor, dudaklarımla emiyordum. Ben küçük küçük ısırıklar atarken, karımın hafif hafif inlediğini duyuyordum. Artık dayanacak halim kalmamıştı,

“Bacaklarını aç!” dedim sessizce…

Karım belini havaya kaldırıp geceliğini yukarı sıyırdı. Ben de doğrulup açık bacaklarının arasında yerimi aldım. Karım altımda geceliği beline kadar sıyrılmış ve bacakları iki yana açık bir şekilde yarağıma bakıyordu o esnada… Yarağım kazık gibi olmuş ve havaya doğru tüm haşmetiyle kalkmıştı.

“Bekir sana ne oldu böyle?” dedi. “Taş gibi olmuş bu…”

“Ne yapacaksın neden olduğunu avrat, ne olduysa oldu!” dedim.

Dizlerimin üzerinde eğildim. Derken yarağımın kafası yavaş yavaş amından içeri doğru girmeye başlamıştı. Bu sırada karımdan, “Iığğhh!” diye hafif bir inleme geldi. Yarağım amına girdikten sonra, önce yavaş yavaş içinde gidip gelmeye başladım. Ayaklarımla yataktan destek almış, karımı misyoner pozisyonunda sikiyordum.

Karımdan hiç ses çıkmıyor, kollarını iki yanına uzatmış, öylece yatıyordu altımda. Yüzünü, yanaklarını, dudaklarını öpüyordum. Dudakları öpmekten kabarmıştı. Şakaklarında, iki göğsünün arasında ter damlaları… Başında beyaz ipek eşarbı olduğu halde saçlarından hafif bir parfüm kokusu geliyordu. Memelerini emiyor, uçlarını hafif hafif ısırıyordum.

Daha sonra hızlanmaya ve daha çok sokmaya başladım. Karımın üzerinde gidip gelip, zevkten iniltiler çıkarırken, o altımda yatıyor, parmaklarıyla yatak çarşafını sıkıp duruyordu. Karyola gıcırdamaya başlamıştı. Amının içi kaygan ve sıcaktı. Nemli, daracık am duvarları her girip çıkışımda sikime sürtünüyor, beni zevkten öldürüyordu.

Karımın üstünde inip kalkarken bir yandan da kafamda sorular dönüp duruyordu. Nizamettin ibnesi karımı sikmek mi istiyordu? Herhalde beğenmişti karımı… Öyle olmasa neden karımın küloduna, eşarbına boşalmıştı? Nasıl da pis pis bakıyordu karıma piç herif?

Ya banyodan çaldığı kırmızı külot? Şimdi o çaldığı eşarp ve külotla evinde oturmuş, karımı düşünerek otuzbir mi çekiyordu? Karımın amına değen külodu kokluyordu mutlaka namussuz… Kaygan ipek eşarpla kalkmış sikini mi okşuyordu şu anda? Tüm bu şeytanca soruları düşünürken daha beter tahrik olmuş, daha da hızlanmıştım. Şimdi karıma vurduğum darbelerin şiddetinden karyola gacır gucur sesler çıkarıyordu.

Sonra karımın amından çıktım. Onu belinden tutup biraz daha geriye kaydırdım. Bacaklarını kaldırıp havaya dikince amcığı iyice meydana çıktı, kurabiye gibi belirdi. Elimle yarağımı amına hizaladım ve yavaş yavaş tekrar içine girdim.

İki yana açtığım bacaklarını omzuma koydum ve bu şekilde daha şiddetle sikmeye başladım. Karımın seksi bedeni yarak darbelerimle altımda sallanıyordu. Karım da zevk alıyordu sikilmekten, yavaş yavaş inlemeler,

“Aah, aah! Ohh…” diye sesler gelmeye başlamıştı. Yatağın çıkardığı sesler daha şiddetliydi bu sefer… Yukarıda annemle babamın yatak odası vardı. Onların yataktan çıkan sesleri duyuyor olabileceklerini düşündüm. Siktir et, duyarlarsa duysunlar dedim içimden… Bu kez bacaklarını tekrar ayırdım

“Bacaklarını iyice ayır, tut onları!” dedim. “Güzelce ayır, daha güzel sikeyim seni…”

Karım istekle, hevesle dediklerimi yaparak bacaklarını iki yana iyice açtı ve alttan kalçalarını tuttu. Yatak başından tutarak güç aldım ve var gücümle öne doğru bastırınca, yarağımın taşaklarıma kadar amına girdiğini sezdim. Karımdan çığlık atar gibi,

“Bekir… Ohhh… Ahhh!” sesleri gelmeye başlamıştı. Yatak başından aldığım güçle hayvan gibi sikiyordum karımı. Memeleri sağa sola, ileri geri sallanıp duruyordu. İnanılmaz zevk alıyordum. Her seferinde daha büyük bir güçle amına soktukça, karımdan sadece şiddetli, “Ahh!” sesleri geliyordu.

Odanın içi, yatağın gıcırdaması, karımın, “Aah, aah!” diye inlemeleri, taşaklarım kasıklarına çarptıkça çıkan ‘Şlap şlap!’ sesleri ile dolmuştu. Boşalmaya niyetim yoktu. Karımı hayvan gibi sikerken altımda iki büklüm olmuştu.

Amından çıktım ve bir şey demesine fırsat vermeden yüz üstü çevirdim. Kalçalarından tutup dizlerinin üzerinde doğrulmasını istedim. Elleriyle yatak başından tutarak destek aldı ve dizlerinin üzerinde domaldı.

İlk kez yapıyorduk bunu, hiç domaltarak sikememiştim karımı… Altıma yatar, klasik düzen, ben üstünde gidip gelirken o da zevk almaya çalışırdı. Boşalmadan uzun süre dayanabilirsem sonunda karım da orgazm olur, boynuma sarılıp titreye titreye boşalırdı.

“Ne yapıyorsun Bekir? Ne yapacaksın böyle?” dedi inleyerek…

“Sus…” diye hırladım. “Konuşma… Zevkine bak… Canım böyle istiyor bu gece… Domaltıp sikicem seni…”

Arkasında yerimi aldım. Göt yanaklarını iki yana iyice açınca bir çukur gibi duran göt deliği belirdi. Başparmağımla deliğine bastırdım. Parmağım vıcık vıcık ter içinde kaldı.

“Başını eğ iyice, yastığa koy… Belini de çukur yap…”

Ne dediysem inleye inleye yerine getiriyordu karım… Bacaklarını ayırdım. Yarağımı tekrar amına soktum. Belinden sıkıca tuttum ve gittikçe hızlanmaya başladım. Karım yine, “Ahh, ahh!” sesleri çıkarmaya başlamış, yatak da az önceki gibi sallanmaya ve gıcırdamaya başlamıştı.

Kalçalarına çarpan kasıklarımdan çıkan sesler odanın içinde yankılanıyordu. Karım şehvetle kasılan parmaklarıyla yatak başından sıkıca tutmuş, zevk içinde inlerken, ben boşalacağımı anladım.

Daha hızlı ve daha sert sikmeye başladım. Karım aldığı yarak darbeleriyle, “Imm, ahh, ohhh, ığhh!” diye inlerken elimi başındaki beyaz eşarba attım. Ve sertçe eşarbı çektim, simsiyah saçları ortaya çıkmıştı.

Bir elimle belini tutmuştum. Diğer elimle de tuttuğum beyaz ipek eşarbı burnuma götürdüm ve karımın eşarba sinmiş kadınsı ve baştan çıkarıcı kokusunu içime çekmeye başladım. Boşalmama birkaç saniye kalmışken daha hızlı ve daha sert pompalamaya başladım. Sert bir sesle,

“Alttan elini uzat. Ben seni sikerken amcığını okşa… Bızırını ovala…” diye hırladım.

Karım başını çevirip yarı kapalı gözler ve zevkten kızarıp kaymış suratıyla bana baktı. Eşarbının elimde olduğunu, burnuma götürüp kokladığımı görünce tekrar önüne döndü. Dediğimi yaptı yine, bir elini alttan uzatıp amını, klitorisini okşamaya başladı.

“Ohhh… Bekir… Kocamm…”

O da zevk alıyordu. Sikimi amına gömüp hareketsiz durduğum anlarda kasıldığını, am duvarlarının sikimi sıkıp sıkıp bıraktığını hissedebiliyordum. Bir süre böyle durup zevk almasını bekledim, amıyla sikime yaptığı masajdan ben de zevk aldım.

Sonra boş verip tekrar hızlandım. Tam boşalacağım anda karımın sıcak amından çıkıp ipek eşarbı sikime sardım. Sıcak ve ıslak amdan çıkan erkekliğimin nispeten soğuk ve kaygan eşarpla teması bitirdi beni… Sonunda zevk dalgası tüm vücudumu sardı. Elektrik çarpmış gibi oldum. Boşalıyordum. Tüm döllerimi karımın beyaz şifon eşarbına akıttım. İnanılmaz bir zevk almıştım. Eşarpla yarağımı iyice sildim.

Karım yatakta uzanmıştı, saç baş, am göt dağılmış bir haldeydi. Ter içinde kalmış, uzun siyah saçları yastığın üzerinde dağılmıştı. Geceliğinin açık yakasından memelerinin üst kısmı, altında toplanmış geceliğinin kenarından beyaz kalçaları görünüyordu. Öpüştük ve birbirimize baktık. Sessizliği bozan karım oldu,

“Ne oldu böyle sana Bekir? Uzun zamandan beri böyle yapmamıştık, değil mi?” dedi.

“Evet, çok özlemişim seni!” dedim.

“Ben de seni!” dedi karım. Birbirimize sımsıkı sarıldık. Dile getirmiyorduk ama, bizi bunca azdıranın, delirtenin benim sapık arkadaşım olduğunu ikimiz de biliyorduk. Sikimi örten spermli eşarbı iki parmağının ucuyla tutup kaldırdı, aşağıya attı.

“O sapık arkadaşın gibi sen de eşarbıma boşaldın. Neden?” diye sordu karım.

“Bilmiyorum, ama hoşuma gitti!” dedim. Karım,

“Sapık Nizamettin de şimdi benim külodumla yine otuzbir çekiyordur desene! Ne yapacağız Bekir?” dedi.

“Bilmiyorum kadın…” dedim. “Ne yapabiliriz ki bu saatten sonra… Alıp götürdüğüne göre… Boş bırakmıyordur, bir şeyler yapıyordur senin am kokulu donunla… Koklaya koklaya…”

Başını göğsüme koydu. Eliyle karnımı, kasıklarımı okşadı. Ürperdim, sikim anında sertleşti tekrar… Elini üstüne getirdi, sıcak parmaklarını sikimde hissedince inleyerek kasıldım.

“Hoşuna gitti değil mi?” diye fısıldadı karanlığın içinde… “Hayvan gibiydin, mahvettin beni…”

“Senin hoşuna gitmedi mi? Yatağa girerken adama kızıyordun külodunu çaldı diye, ne sapıklığını bıraktın, ne hırsızlığını… Ama az önce domaltıp sikerken zevkten bayılacaktın nerdeyse…”

Saçından tutup yüzünü bana çevirdim, gözlerinin içine baktım. Gözleri parlıyordu karımın… Doğruldum, üstüne çıktım, bacaklarını aralayıp arasına girdim. Hiç itiraz etmeden araladı bacaklarını…

İnce gecelik memelerini meydanda bırakmış vaziyette, hala belinde duruyordu. Elimle iki yakasından tutup cart diye aşağıya kadar ikiye ayırdım ince kumaşı… Çırılçıplak kaldı altımda…

Etli, öpülmekten kabarıp şişmiş dudakları aralık duruyordu. Yumuldum dudaklarına, hırsla öperken sordum karıma,

“Ne diyorsun? Gelsin mi bir daha? Külotlarını çalsın mı arkadaşım?”

Taş kesilmiş sikimi belinden tutup amının dudaklarının arasına yerleştirdim. Islaklığı sikimin başında hissettim. Çamur gibi olmuştu yeniden… Sikimin önce başı, sonra da taş gibi sertleşmiş gövdesi, yağ gibi kaydı amcığından içeriye… Dibine kadar gömüldü amına… Dudaklarından kopan müthiş bir zevk feryadıyla, inleyerek boynuma sarıldı karım…

“Söyle ulan… Gelsin mi? Banyoya kapanıp senin amcığının kokusunu burnuna çeke çeke sikini okşasın mı? Söyle… Külodunla otuzbir çeksin mi arkadaşım? Döllerini boşaltsın mı küloduna? Eşarbına gelsin mi?”

“Ohhh…” diye şehvetle inledi, boynuma sarıldı sımsıkı… Kasıklarını kasıklarıma yapıştırdı sımsıkı, bacaklarını doladı, zevkten gözleri kaydı. Sikimin başının amcığının ta derinlerinde, en sonda, rahminin duvarına değdiğini, dibe dayandığını hissediyordum. Kulak mememi ısırırken,

“Ohhh… Gelsin kocacımm…” diye fısıldadı sadece… Zevkten hırlayarak çıkıyordu sesi… Dudaklarımı kemiriyor, boynumu ısırıyor, zevkten ne yaptığını bilmeden inleyip duruyordu altımda… Sürekli şehvetle o sözcüğü tekrar ediyordu

“Ahhh… Gelsinn… Eşarbıma da gelsin… Küloduma da… İçime de gelsinnn… Döllerini boşaltsın her yerime… Ohhh..”

O günden sonra Nizamettin’le görüşmedik. Karımla da bu konuyu hiç konuşmadık. Sanki hiç böyle bir şey yaşanmamış gibi… Yabancı bir erkeği yatağımıza, aramıza almamışız gibi…

Bir ay kadar sonra, yine bir gece yatakta bir sağa bir sola dönüp duruyordum. İçimde nasıl bir bir sıkıntı vardı anlatamam. Karımla hayatımız yine rutin bir hal almıştı. Karıma sarıldım, o da karşılık verince öpüşmeye başladık. Sevişmeye başlayıp ıslandıktan sonra içine girdim karımın…

Sevişiyorduk ama ne bileyim, o monoton tatsız sevişmelerden biriydi yine… Üstünde gidip gelirken sertliğimi kaybetmekten korkuyordum bir yandan da… Öylesine bir sevişme işte… Sonra nasıl olduysa ağzımdan,

“Nizamettin’i çağırayım mı?” sorusu çıktı. Karımın külotlarını çalan, otuzbir çekip eşarbına boşalan sapık arkadaşımı anmak bile içimi kıpırdatmaya yetti bir anda… Açıkçası karımın itiraz edip kızmasını bekliyordum. Ama karım beklediğimin aksine, yumuşak ve sakin bir ses tonuyla,

“Sen bilirsin kocacığım…” dedi. İtiraz etmemiş, kararı bana bırakmıştı. Sanırım o da istiyordu.

“O geceki gibi kızmayacaksan çağırayım.”

“Yoo, neden kızayım? Sen de istedikten sonra…” Bir kabullenişten, rızadan çok istek vardı karımın sesinde, hissedebiliyordum. Adamın gelmesini istiyordu karım da…

“Neden çağıracağımı sormadın bile…” dedim sikimi hırsla amcığına köklerken…

“Ohhh…” diye bir çığlık koptu dudaklarından… Boynuma sarıldı sımsıkı… “Sorayım öyleyse… Neden peki? Neden çağıracaksın elin adamını? Karının külodunu çalan, döllerini karının eşarbına akıtan sapık arkadaşını neden çağıracaksın?”

“Ne bileyim, oturur yemek yeriz yine, içeriz. Eşarbını, külotlarını özlemiştir belki…”

“Sen de en az onun kadar sapıksın aşkım…” dedi inleyerek…

Altımda kalçalarını oynatıyordu bunu söylerken, sikimi daha derinlerine almak istercesine kendini bana yapıştırıyordu. Ve evet, konu açılıp sapık herifin adını duyunca içine girip çıktığım vajinası sanki daha bir kayganlaşmış, inlemeleri duyulmaya başlamıştı. Her giriş çıkışımda sularının akıp taşaklarımı bile ıslattığını hissedebiliyordum.

Onun bu uysal, Nizamettin’in adını anınca kat kat daha tahrik olmuş hali coşturdu beni… Az önceki isteksiz ve üstünkörü sikişen karı koca değildik. Hareketlerim hızlandı, karımın zevk inlemeleri arttı, hatta dışarıdan duyulacak kadar yükseldi, kısa sürede ikimiz de aynı anda boşaldık.

Boynuma sarılıp inleye inleye orgazm olurken karım da benim aklımdan geçen şeyleri mi düşünüyordu acaba? Sapık herifin adının geçmesi bile ikimizi delirtmeye yetiyordu sanki…

Ertesi gün Nizamettin’i aradım. Biraz havadan sudan konuştuktan sonra,

“Akşam yemeğe gelsene arkadaşım… Yine muhabbet eder, bir iki duble içeriz!” dedim.

“Ya, boş ver. Karın bizim evde içki içmemizden pek hoşlanmıyor, bana kızıyor” diye gelmek istemedi önce…

“Sana öyle gelmiş arkadaşım. Hanife ben ne dersem kabul eder. Hem o da seni beğeniyor, takdir ediyor, sen yanlış anlamışsın”

Bunu söylerken karımla göz göze geldik. Yanakları kırmızılaşmış, bulutlanan gözleriyle bana bakıyordu karım…. Dudaklarını ısırıyordu konuştuklarımı dinlerken… Haydaa, sırf adam evimize gelsin diye neler söylüyordum ben böyle? Karım adamı beğeniyormuş da…

Sonunda ben üsteleyince arkadaşım bize gelmeyi kabul etti. Telefonu kapattıktan sonra karıma,

“Akşam misafirimiz var aşkım!” dedim. Karımın yüzünde hafifçe bir gülümseme belirdi. Yanaklarının kırmızısı daha da koyulaştı sanki,

“Ben hazırlık yapayım o zaman!” dedi.

Bu işin sonu nereye varacak diye merak ediyordum. O gün hemen Elektronikçiler çarşısına inip, kayıt yapan bir gizli kamera aldım. Ufak tefek, her yere saklanabilen bir şeydi. Satan adam, tam doluyken 24 saat kayıt yapabildiğini, ayrıca mükemmel ses kaydı da yaptığını söyledi.

Nizamettin’i kameraya çekecektim. Aklımda, onu bu gece bizde kalmaya ikna etmek, sonra da yatak odamızı ona vermek vardı. Sonrası Nizamettin’e kalıyordu, hazine odası bulmuş define avcısı gibi olacaktı. Bundan karımın bile haberi yoktu.

Eve döndüğümde karıma, sadece Nizamettin’i gece misafir etmeyi, hatta kendi yatak odamızda yatırmayı düşündüğümü söyledim. Bana verdiği tek cevap,

“Sen bilirsin kocacım, bana bir şey sorma!” oldu. “Sen nasıl istiyorsan öyle yap.”

Bir ara yatak odasına girdiğimde karımın yatağı güzel, parlak kırmızı bir saten örtüyle örttüğünü gördüm. Yatağın iki yanındaki abajurların üzerine kırmızı ince örtüler örtmüş, hafif loş bir kırmızı ışık aydınlatıyordu yatak odamızı…

Odada karımın süründüğü iç gıcıklayıcı parfümünün kokusu burun deliklerime doldu. Yatağın yanındaki tekli koltuktaki yığın dikkatimi çekti. Çamaşırları katlayıp üst üste koymuştu. En üste güzelce katlanıp konmuş eşarpları, hemen altına da neredeyse bir düzine kadar külotunu koymuştu. Hemen arkamda beliren ve odayı incelememi izleyen karımın yüzüne baktım. Gözleri parlayarak bana bakıyor, gülümsüyordu.

“Beğendin mi?” diye sordu fısıltılı bir sesle… Uzanıp dudaklarından öptüm,

“Çok beğendim.” dedim. “Biraz fazla süslenmiş, kırmızı ışık filan, fazla olmuş ama, neyse… Sonuçta yatak odası burası, seks yaptığımız oda… Misafirimiz de beğenir herhalde…”

İsmini koymadan, aramızda konuşmadan anlaştığımız tuzak hazırdı. Şimdi sabırsızlıkla akşam olmasını, avımızın gelmesini bekliyorduk.

Akşam yemek saatinde beklediğimiz adam geldi, elleri doluydu. Masa zaten mükellef bir şekilde hazırdı. Hemen yemeğe oturduk, ufaktan da içmeye başladık. Nizamettin yanında getirdiği ünlü bir markanın kağıt çantasını açtı. İçinden önce bir kazak çıkardı ve bana uzatarak,

“Kardeşim, benden sana bir ufak hediye!” dedikten sonra, “Bir de yengemi geçen sefer kızdırdık, bu da ona kendimizi affettirmek için!” diyerek, kutusunda olan bir eşarp çıkardı. Şaşırmıştım, sadece,

“Sağol arkadaşım, ne zahmet ettin, hiç gerek yoktu!” diye karşılık verdim, sonra da mutfakta olan karıma seslendim, “Hanife gel bak, Nizamettin bize hediye getirmiş!” diye.

Karım içeri girdi. Gözgöze geldik ve kutuyu uzatırken,

“Bak Nizamettin bize getirmiş, seni kızdırdık ya geçen sefer, yengem bizi affetsin diyor!” dedim. Karım Nizamettin’e,

“Abi ne gerek vardı, mahcup ettin bizi şimdi… Affedilecek bir şey yok ki ortada!” dedi ve kutudan eşarbı çıkardı.

Meslek icabı anlıyordum, bu kutu daha önce açılmış ve eşarp öylesine, amatörce katlanmış ve kutuya yeniden koyulmuştu. Sanki daha önceden kullanılmıştı. Karım,

“Çok teşekkürler abi, çok güzelmiş!” dedi. Nizamettin de,

“Yengem, umarım beğenirsin. Sana çok yakışacağından eminim, güle güle giy!” dedi. Karım tekrar teşekkür edip gitti. Nizamettin’in aldığı hediyeler pahalı şeylerdi. Zaten Nizamettin’in maddi durumu bizden çok çok iyiydi. Pahalı bir arabası vardı ve lüks bir Rezidansta kalıyordu…

Kadehler ardı ardına bitiyordu. Karım içeri girdi, elinde hazırlamış olduğu meyve tabağı vardı. Ama başında Nizamettin’in hediye getirdiği eşarp vardı. Siyah parlak satendi, üzerinde rengarenk küçük gül desenleri vardı ve karıma da çok yakışmıştı. Farklı olan sadece bu değildi. Karım çok abartıya kaçmadan hafif bir makyaj yapmıştı.

“Nasıl, yakışmış mı?” diyerek elindeki tabağı masaya bıraktı. Evet, çok yakışmıştı ve ben ona böyle pahalı kaliteli güzel şeyler alamıyordum. Nizamettin,

“Yenge, inan çok yakışmış!” dedi. Ben de,

“Evet, çok yakışmış!” diyebildim mahcubiyet içinde. Karım şöyle etrafında döndü, çocuklar gibi mutluydu. Sonra hiç beklemediğim bir şekilde masadaki boş sandalyeye oturdu ve

“Ben alkol içmiyorum, ama abimin bu güzel jesti için size meyve suyuyla katılmak istiyorum!” dedi. Bana baktı, ama izin ister gibi bir hali yoktu. Bozulmuştum, ama belli etmemeye çalıştım.

Hep beraber kadehlerimizi tokuşturduk, “Güzel ve mutlu günlere!” diye içtik. Bu an benim ve hayatımın değiştiği andır. Nizamettin lavaboya gidince,

“Hanife, ne yapıyorsun sen?” diye sordum. Karım dudaklarıma bir öpücük kondurdu ve

“Kızdın mı aşkım? Dur bakayım, yoksa sen beni kıskandın mı?” dedi. Sonra da elini sikime attı ve ”Ben seninim merak etme kocacım! Şey… Sana sormadan bir şey yaptım, ama kızma!” dedi. Kaşlarımı çatarak,

“Ne yaptın ki beni kızdıracak?” diye merakla sordum. Karım,

“Aşkım bu hediye getirdiği eşarba boşalmış yine senin sapık arkadaşın… Arka kısmına getirdim akıttığı yeri… Kurumuş, ama yine de giydim! Hem onun burada kalmaya ikna olması lazım değil mi?” dedi.

Ses çıkarmadım, kafasını tuttum kendime çektim, dudaklarını öpmeye başladım. Niyetim eşarbı kontrol etmekti. Ellerimi eşarbın üzerinde gezdirmeye başladım. Karımın dediği yeri buldum. Evet o kısım kurumuştu ve parmaklarımın ucunda hissedebiliyordum.

Of allahım, bu herif deli edecekti beni… Ne cesaret vardı adamda… İlk geldiğinde karımın külotlarına, eşarplarına boşalmaktan, bembeyaz döllerini bırakmaktan çekinmemişti. Bugün de hiç çekinmeden spermlerini akıttığı bir eşarbı hediye olarak karıma verebiliyordu. Ne düşünüyordu, karımla ilgili ne hayaller kuruyordu bu sapık herif… Hayallerinde karıma neler yapıyordu?

Çok tahrik olmuştum, sikim taş gibi sertleşmişti. Bir an önce karımı sikmek istiyordum. Ama yatmaya gidene kadar beklemeliydim. Nizamettin ortalıkta dolaşırken yapamazdım. Nitekim az sonra yanımıza geldi.

Üçümüz masada oturmuş, bizim eski günlerimizden bahsediyorduk. Saatler gece yarısını biraz geçiyordu. Nizamettin benden fazla içmişti. Yetmişlik rakının yarısından fazlasını tek o içmişti. Ona,

“Ortak bu gece gitme, şimdi çevirme falan olur…” dedim.

“Yok, gitmem gerek!” dedi.

“Gitme, yer var burada!” dedim. Nizamettin gitmek için ısrar ediyordu. Karım söze girerek şurup gibi tatlandırdığı sesiyle adeta cilvelendi adama,

“Abi biliyoruz gidebilirsin, ama polisler ehliyetini alır falan… Bak biz yabancı mıyız, aşk olsun. Sana içeriyi hazırlarım, güzelce yatarsın. Hadi abi, kırma bizi!” dedi.

Nizamettin karıma baktı ve

“Senin o güzel hatırın için kalıyorum!” dedi. Sonra da bana, “Ee Bekir, son bir cila yapsak iyi olacak, ama şişe bitti!” dedi.

“Ortak ben hallederim!” dedim. Karıma döndüm, “Ben hemen gidip geliyorum canım, sen ilave meze, buz filan hazırla bize!” dedim. Nizamettin,

“Arabayla git, yürüme!” dedi ve karım da yanımızdayken cebinden bir tomar para çıkarıp, “Al şunları da!” diyerek bana uzattı. Tamamı bir destenin yarısından fazlaydı.

“Olmaz canım, olur mu öyle şey? Sen misafirimizsin!” dedim.

“Yahu ben de yabancı mıyım? Al dedim sana, arabaya da mazot alırsın hazır çıkmışken, yarın sabaha hazır olur!”

Karıma baktım, gözleriyle gitmem için yalvarır gibiydi sanki… Parayı alıp, içimde biraz korku, biraz heyecanla dışarı çıktım. Arkadaşım da olsa Nizamettin’le karımı yalnız bırakmak ürkütmüştü beni… Karımın eşarplarına spermlerini akıtan arkadaşımla karımı evde yalnız başlarına bırakmış çıkmıştım. Yol boyu aklımdan delice şeyler geçti.

Önce uzakça bir markete gidip bir kaç bira aldım. Sonra da kalabalık bir benzinlikte pompa sırası bekledim, arabanın deposunu fulledim. Gidip gelmem yaklaşık yarım saat sürmüştü. Eve geldiğimde Nizamettin koltukta yayılmış, televizyon izliyordu, karım ise masadaki fazlalıkları topluyordu. Karım mutfağa gittiğinde arkasından gidip sarıldım. Ensesini boynunu öperken,

“Ne yaptın canım? Var mı bir sorun? Bir gelişme?” diye sordum karıma… Neşeli bir sesle,

“Yok canım, ne sorunu olacak, biraz senin dedikodunu yaptık!” dedi.

Korkulacak bir şey yoktu, her şey normal yolunda görünüyordu. Kendimden utanmalıydım böyle saçma sapan şeyler aklımdan geçirdiğim için. Biri karım, diğeri dostumdu… Her ne kadar karı koca yatakta sikişirken sapıkça şeyler kursak da gerçekte dostça bir ilişkiydi bizimki…

Nizamettin’le biralarımızı içip bitirdikten sonra kalktık. Misafirimizi alıp yatak odamıza götürdüm.

“İşte ortak, sen burada kalacaksın!” dedim. Nizamettin,

“Bekir zahmet oldu size yahu… Bir de odanızı veriyorsunuz, vallahi mahcup oldum!” dedi.

“Yok canım, olur mu hiç öyle şey, keyfine bak sen!” dedim. “Biz sana kalmaya gelsek taşın üstünde mi yatıracaksın bizi? Sen de aynı şeyi yaparsın bizim için…”

“Elbette dostum. Kat kat fazlasını yaparım sizin için, dostuz biz…” diyerek sarıldı kapının önünde, içeriye geçti. Pijama çıkardım giymesi için, verdim.

Önceden ayarlamıştım kamerayı, tam yatağı çekecek şekilde dolabın üstündeki yastıkların arasına koymuştum. Ancak çok dikkatli bakınca fark ediliyordu. Her şey tamamdı.

Odadan çıkarken karımın koltuğa bıraktığı çamaşırların dağılmış olduğunu fark ettim. Acaba Nizamettin ben evde yokken yatak odamıza mı girmişti? Şüphelenmiştim. İçim içimi yiyordu. Ben evde yokken bu odada neler olmuştu?

Sonunda herkes odasına çekilmişti. Biz de yatılı okuyan kızımızın odasında yatacaktık. Karım da benim gibi azmıştı. Bugüne kadar yapmadığı şeyleri yapıyor, her yerimi öpüp yalıyordu.

“Aşkım senin çamaşırlar… Biz odaya girdiğimizde dağınıktı!” dedim karım sikimi okşayıp yalarken…

“Bilmiyorum, ben odayı kontrol etmek için girdim, bir daha da girmedim. Benden sonra Nizamettin bir kere tuvalete gitmişti, belki o zaman girmiştir. Ne oldu ki?” dedi.

“Hepsi karmakarışıktı, bıraktığımız gibi değildi!”

“Öyle olmayacak mıydı zaten? Ha önce karıştırmış, ha sonra, ne fark eder?” Karım haklıydı.

“Şimdi ne yapıyordur acaba? Merak etmiyor musun?” dediğimde,

“Ben seni istiyorum şimdi! Bırak da şu anın zevkini çıkartalım!” dedi. Karım yine haklıydı,

“Bu gece ilkleri yaşayalım o zaman!” dediğimde,

“Ne gibi?” diye sordu.

“Görürsün birazdan!” deyip, onu tamamen soydum ve ben de soyundum. Alta uzandım ve onu 69 pozisyonunda üzerime çıkarttım. Kalkık yarağım yüzüne bakıyordu, onun beyaz ve tombul göt yanaklarının arasındaki etli ve sulu amcığı ise benim yüzümdeydi. Karım,

“Ben ne yapacağım?” deyince,

“Yarağımı yalayacaksın aşkım!” dedim. Amına dilimle yumuldum. Hafif bir inilti çıkardı. Dilimle amının içine giriyor, am dudaklarını emiyordum. Derken ben bir şey demeye kalmadan, o da yarağımı yalamaya başladı.

Olayı kavrayıvermişti hemen zeki karım…Acemiydi, çünkü ilk defa bunu yapıyorduk. Yarağımın kafasını dudaklarının arasına almıştı.

“Dilinle yala, dondurma gibi yala!” deyince, bu sefer dilini çıkarıp dondurma yalar gibi yalamaya başladı. Nasıl yapacağını bilmiyor, ama kolayca öğreniyordu.

Bense karımın göt yanaklarını iki yana iyice açmış, bir taraftan dilim amının içindeyken, parmaklarımla da amını ovalıyordum. Sonra parmağımı göt deliğinin etrafında gezdirmeye başladım. Derken parmağımı yavaş yavaş göt deliğine sokmaya başladım.

Karım yarağımı deli gibi emiyor, yalıyordu ve o sırada götüne bir parmağın girdiğinden haberi yoktu. Orta parmağım yavaş yavaş göt deliğine yarısına kadar kadar girmişken, karım ani bir hareketle başını arkaya çevirip,

“Aay, yapma, ah, yapma yapma, oradan olmaz!” demeye başladı. Ama ben sokmaya devam ediyordum. Ona,

“Sen işini yap!” deyince,

“Ay yapma, lütfen, çok günah!” dedi tekrar. Onu incitmek istemiyordum. Parmağımı götünden çıkarınca, karım aynı şekilde yarağımı emmeye devam etti.

Dilim amının içine girdikçe amı sulanıyor; dilim, ağzımın kenarları zevk suları ile ıslanıyordu. Ve ben bundan zevk alıyordum. Karımın etli amının suları beni daha çok azdırıyordu. Karım ise yarağımın kafasını diliyle, dudaklarıyla emiyor, yalıyordu. Gittikçe daha iyi yapmaya başlamıştı. Neredeyse ağzına boşalacaktım,

“Tamam, bu kadar yeter!” diyerek göt yanaklarına şaplak attım. Beyaz ve tombul göt yanakları sütlaç gibi titremişti. Karım başını kaldırıp bana baktı ve

“Tamam mı? Bitti mi?” deyince,

“Daha yeni başlıyoruz!” dedim. Ona üzerimde dönmesini söyledim.

Döndü. Ellerini başımın iki yanına koyarak dizlerinin üzerinde çökmüştü. Başını tutup kendime çektim ve dudaklarına yumuldum. Etli dudaklarını emmeye, ısırmaya başladım. Büyük memeleri göğsüme değdikçe daha çok arzuluyordum onu. İki elimle göt yanaklarını avuçlamış, hamur gibi yoğuruyordum.

“Dizlerinin üzerinde hafifçe doğrul, götünü yukarı kaldır!” dedim.

Dediklerimi aynen yapınca elimi yarağıma attım ve belimi hafifçe yukarı kaldırdım. Amını göremediğim için bir süre yarağımı öne arkaya, sağa sola tuttum, ama sonunda amına girmeyi başardım. Yarağımın kafası amına ilk girdiği anda, “Uff, ımm!” diye sesler çıkardı. Belimi daha çok yukarı kaldırınca yarağım daha çok içine girmişti.

“Şimdi yavaş yavaş yarağımın üzerine otur!” dedim.

Ben belimi indirdikçe o da dediğim gibi götünün üstüne oturur gibi yaptı. Dirseklerini yatağa dayamasını istedim ve onu belinden tutup biraz kendime çektim. Şimdi istediğim pozisyona gelmiştik. Alttan amına pompalamaya başlayınca, “Ay, uh, ıhh!” demeye başlamıştı bile.

Belimi her seferinde kaldırıp indirdikçe yarağım bir piston gibi amına girip çıkıyordu. Göt yanaklarını deli gibi avuçlamıştım bu pozisyonda. Aldığım zevkle kendime engel olamayıp götüne birkaç şaplak attım. Çıkan ses odanın içinde yankılanmıştı. Karım inlemeyle karışık,

“Ay, ah, yapma, Nizamettin duyacak!” deyince kendime geldim. Karım,

“Iıhh, ııhhh!” diye diye sürekli inlerken memeleri de göğsüme temas ediyordu.

“Duyarsa duysun” diye tısladım karıma… “Karı kocayız biz, kardeş değiliz. Sikiştiğimizi bilmiyor mu Nizamettin?”

Bir süre bu şekilde onu siktikten sonra ona doğrulmasını söyledim. Yavaş yavaş doğruldu ve yarağımın üzerinde oturur vaziyette kaldı. Yarağım taşaklarıma kadar karımın sıcacık amının içindeydi. Karıma,

“Sen kendin yavaş yavaş götünü kaldırıp indir!” dedim. Ellerini tuttum ve karım yarağımın üzerinde yaylanmaya, götünü kaldırıp indirmeye başladı. Bu şekilde ben enerji harcamıyordum.

Karım aldığı zevkle hızlandıkça hızlandı. Başını tavana dikmiş, gözleri kapalı, “Iıhh, ıııh!” diye inliyor, bu sırada memeleri aşağı yukarı sallanırken yataktan da ağır ağır gıcırdama sesleri geliyordu. Bir süre sonra derin derin nefes alıp vermeye, hırıltılar çıkarmaya başladı ve bir anda kendini üzerime bıraktı.

Orgazm olduğunu anladım. Göğsüme yığılı halde başı yanıma düşmüştü. Halen kesik kesik inliyordu. Saçları yüzüme değdikçe sıcaklığını hissediyordum.

Bu kez belinden tutup kendime çektim ve alttan amına yine pompalamaya başladım. Gittikçe hızlandım, hızlandıkça daha çok pompaladım. Kasıklarım göt yanaklarına, kalçalarına çarptıkça şiddetli sesler çıkıyordu. Sonunda ben de dayanamadım ve karımın amına döllerimi boşalttım.

O şekilde bir süre amında kaldım. Karım kendine gelir gibi olunca ona doğrulmasını söyledim. Dizlerinin üzerinde doğrulunca yarağımı amından çıkardım. Külçe gibi yanıma düştü ve uzandı. Gözleri sanki boş boş bakıyor gibiydi. Ona sarıldım. Boynunu, yüzünü öptüm. İkimiz de ter su içinde kalmıştık.

On dakika dinlendikten sonra karım yataktan kalkıp kenardaki külotunu giydi, üzerine de geceliğini. Yanıma yatıp, gülümseyerek,

“Şimdi şu anda Nizamettin bizim yatak odamızda ne yapıyor dersin?” diye fısıldadı.

“Koltuğa bütün külotlarını yayıp bıraktın, sence ne düşünebilir ki?” diyerek sarıldım. “Sapık herif, hazine bulmuş gibi tek tek her birini öpüp kokluyordur, sikine sarıp seni hayal ediyordur.”

“Biliyor musun kocacım, biz de en az onun kadar sapığız.” diye mırıldandı uykulu bir sesle…

Sabah uyandığım zaman saat beş gibiydi, karım gecenin seks yorgunluğuyla deliksiz uykularda, yatıyordu. Nizamettin’i merak etmiştim, gece ne yapmıştı acaba? İçimdeki şeytana uyup yatak odasına doğru yürüdüm. Kapıyı hafifçe yokladım. Kilitli değildi, hafifçe araladım.

İçeriye bakınca Nizamettin’in mışıl mışıl uyuduğunu gördüm. Yatakta çırılçıplak yatıyordu. Ve yatağın üzerinde karımın külotları ve eşarpları vardı. Dağınık bir şekilde yatağın üzerine serpilmişti hepsi…

Bu sapık herifi gerçekten anlamıyordum. Korkmadan cüretkar bir şekilde kapıyı bile kilitlemeden yatabiliyordu. Acaba bildiği bir şeyler mi vardı? Yoksa yaptıklarına ses çıkarmamamızdan cesaret mi alıyordu?

Ayak seslerini duyup kafamı çevirdiğimde karımı karşımda gördüm. Basma eteğini giymiş, üstünde de çiçekli gömleği, başında da şifon eşarbı vardı. Tuhaf bir şekilde bana bakarak,

“Ne yapıyorsun?” diye fısıldadı. Önce sus işareti yaptım, sonra elimi sallayarak git işareti… Sesini çıkarmadı, ama gitmiyordu da. Karıma,

“Defol git burdan aşkım… Sakın bana herifi çıplak görmek istediğini söyleme!” diye fısıldadım. Yüzünü yere eğdi. İnatla bekliyordu. Oh, evet, herifin çıplaklığını görmek için bekliyordu karım…

Heyecandan ölecek gibiydim, ben de ondan farksızdım aslında… Karımın kolundan sertçe tutup aralık kapıya yanaştırdım görmesi için… Karım kafasını kaldırarak çırılçıplak uyumakta olan Nizamettin’e baktı.

Bir süre sessizce öyle kaldık. Karı koca, yatak odamızın kapısında dikilmiş, kırmızı loş ışığın yayıldığı kırmızı saten yatağımızda çırılçıplak uyuyan yabancı erkeği seyrediyorduk. Kaslı bacaklarının arasındaki siki uykuda olmasına rağmen hayli kalın görünüyordu. Geniş, kıllı göğsü nefes alıp verdikçe inip kalkıyordu. Neden sonra kolundan tutup zorla çektim karımı, kapıyı kapatarak sessizce odamıza döndük.

Karımla yeniden, telaşla soyunup çırılçıplak yatağa girdik. Yatak odamızdaki çıplak erkeğin dal taşak görüntüsü, karımın yalanarak, hayranlıkla bakması ikimizi de deli gibi tahrik etmişti. Birbirimize saldırarak, hayvanlar gibi sevişmeye başladık.

Sonunda sırtüstü yatırıp bacaklarını ayırdım. Yarağımı amının dudakları arasına sürtmeye başladığımda, karım sabırsızlıkla,

“Hadi soksana, oynama artık, gir bir an önce içime!” diye inledi. Biraz daha sürttüm, ıslak dudaklarda, kabarmış klitorisinde dolaştırdım. Sürekli inliyordu orospu… Sikimi sürtmeye devam ederken,

“Kimin yarrağı bu amcığına sürtünen?” diye sordum. Karım şaşırmıştı, şehvetle kısılmış gözlerini açıp yüzüme baktı.

“Kimin olacak, senin yarrağın! Hadi sok artık şunu!” dedi.

“Yok, hayır, benim yarağım değil bu… Söyle bakalım, kimin?” dedim. Karımın Jetonu düşmüştü,

“Ohhh… Nizamettin’in yarrağı!” dedi. Gülümseyerek,

“Ben kimim peki?”

“Nizamettin’sin! O bilek gibi sikini dayadın amcığıma… Hadi… İçime sok o demirden yarrağı… Ohhh… Sik beni Nizamettin! Sik beni aşkım… Geçir yarrağını…” kelimeleri döküldü ıslak dudaklarından…

Öyle tahrik oldum ki o anda… Sürekli Nizamettin diye inleyen dudaklarına kapandım, hırsla öptüm, öptüm, öptüm. Yarağımı bir anda köküne kadar ıslak amına geçirip, hayvan gibi siktim karımı… Şehvet inlemelerimizi yatak odasındaki misafirin duyup duymaması umurumuzda değildi artık… Kendimizden geçtik. İkimiz de boşaldıktan sonra hiç konuşmadık. Birbirimize sarılarak uyuduk.

Sabah saat 9 gibi uyandım yeniden… Karım yatakta yoktu. Kendisine seslendiğimde,

“Mutfaktayım aşkım, gel!” dedi. Yanına gittim, kahvaltı hazırlıyordu. Bana,

“Nizamettin gitmiş, haberin olsun. Uyandığımda gitmişti. Odayı toplamış, hatta çamaşırları bile düzgünce katlayıp yerine koymuş!” dedi.

“Başka?” dedim.

“Ne başka?” diye sordu.

“Başka bir şey var mı işte?” dedim. Karım,

“Eğer çamaşırlarımı soruyorsan, tüm çamaşırlarım tam hepsi yerinde. Eksik yok. Yok ama… Bu nasıl bir adam Bekir, tam beş kere mi yapmış? Beş eşarbıma da attırmış. Bir tanesi daha ıslaktı. Ama bütün eşyalarımı, külotlarımı, sütyenlerimi karıştırmış, hatta dolabı bile!” dedi. Karıma sarılıp,

“Boşver şimdi eşyaları aşkım. Sen nasılsın, mutlu musun?” diye sordum.

“Evet bir tanem, hem de çok!” dedi. “Hoşuma gidiyor yaptığımız yaramazlıklar… Sen de mutlusun, biliyorum, görüyorum.” Karımı dudaklarından öpüp,

“Sınırları koruduğumuz sürece sorun yok bence, sence öyle değil mi?” dedim.

“Sen nasıl istersen öyle olsun Bekir. Peki, bu adam her şeyi bildiğimizi anlamayacak mı?” dedi.

“Bir süre böyle devam edelim bakalım. Neler olacak göreceğiz!” dedim.

İşe gitmeden önce yatak odasındaki kamerayı gizlice aldım. Görüntüleri karımın görmesini istemiyordum. Heyecanlıydım. Görüntüleri çok merak ediyordum. İşyerinde izleyecektim… Olabildiğince çabuk işyerime gittim. Ofise geçtim. Kameranın USB girişi vardı, kullanımı çok kolaydı. Sesi kıstım ve izlemeye başladım.

Doğal olarak videonun başlarında bir şey yoktu. İleri sardım. En merak ettiğim şey ise ben evde yokken neler olduğuydu. Bu arada videoda karım Nizamettin’in aldığı eşarp elinde yatak odasındaydı.

Eşarbı incelerken birden burnuna götürdü. Kokladı ve beklemediğim bir hareketle diliyle yokladı. Sonra da gülerek kendi kendine konuşmaya başladı, ama diğer personel yüzünden sesi açamıyordum. Aklıma telefonun kulaklığı geldi. Onu taktım ve sahneyi yeniden başa aldım. Karım eşarbı yaladıktan sonra,

“Vay orospu çocuğu, buna da attırmış, sonra da bana hediye getirmiş! Ah Bekir, nerden buldun bu adamı, başımıza iş açacaksın! Adam yakışıklı, parası da var, bana mı bakacak?” diye kendi kendine söyleniyordu.

Kameranın mikrofonu öylesine güzel alıyordu ki sesleri… Karımın yavaş sesle, hatta mırıldanarak söylenmesini bile hiç bir sözcük kaçırmadan dinleyebiliyordum. Ben ise şaşkınlık ve heyecan içindeydim. Karım, kurumuş da olsa, başka bir adamın döllerini yalamıştı ve bu adam benim en yakın arkadaşımdı. Videoya devam ettim. Karım,

“Demek oyun oynamak istiyorsun Nizamettin bey!” diye söylenerek ışığı kapatıp odadan çıktı. Görüntüyü ileriye sardım biraz… Sonunda odanın ışığı yandı. Karım içeri girdi, ardından da Nizamettin. Karım,

“Abi ne yapıyorsun sen? Sana yakışıyor mu? En yakın arkadaşının karısıyım ben!” dedi. Nizamettin de,

“Hanife beni yanlış anladın. Niyetim o değildi!” dedi.

“Ya neydi abi?” diye sordu karım. Nizamettin,

“Yanlışlıkla oldu. Kusura bakma!” dedi. Karım bu arada yatağı düzenliyordu.

“Abi çok kızgınım sana… Lütfen, git, çık odadan!” dedi.

Nizamettin, öne doğru eğilmiş olan karıma arkadan yanaştı ve beline sarıldı. Karım fazla sesini yükseltmeden, hiç de caydırıcı olmayan bir sesle,

“Abi ne yapıyorsun, bağıracağım şimdi!” dedi.

“Bağır lan, herkes gelsin! Demezler mi, bu adamla evli kadın yatak odasında bir başına ne yapıyor? İçeride içki masası… Çağır herkesi! Kızım ben salak mıyım?” diyerek karımı bıraktı ve karımın çamaşırlarının olduğu koltuğa gitti.

“Salak mıyım ben? Bana odanızı veriyorsunuz yatmam için, sonra külotlarını burada yanı başımda bırakıyorsunuz!” diyerek eşarpları ve külotları karıştırmaya başladı. “Çok güzel hepsi de, üstünde görmeyi çok istiyorum!” diyordu karıştırırken de…

Karım tam kapıya doğru hareket ettiğinde, Nizamettin önünü kesti ve yeniden kucakladı karımı. Karım,

“Ne istiyorsun benden? Çocuğum var, sen nasıl bir adamsın, hayatımı mahvedeceksin!” diyerek itiraz etti.

“Öyle bir niyetim yok, sadece senden hoşlanıyorum!” dedi Nizamettin. “O ilk gün yaptıklarımı biliyorsun. Senin çamaşırlarını aldığımı da biliyorsun. Bugün de boşaldığım ve sana hediye ettiğim eşarp bak başında, ki anlamamana imkan yok! Şimdi cevap ver bana, bunlardan Bekir’in haberi var mı, yok mu?” dedi.

Karım kurtulmak için çırpındı ama nafileydi, Nizamettin sıkıca tutmuş kurtulmasına izin vermiyordu. Yeniden sordu,

“Söyle bana güzelim. Bekir’in haberi var mı, yok mu?” diye. Karım sessizce başını öne eğdi. Nizamettin karımın kalçalarını basma eteğin üzerinden okşuyordu. Sonra karıma iyice sarıldı ve eşarbını öpmeye başladı.

“Cevap vermiyorsun. Demek ki kocanın haberi var! O zaman sorun yok Hanife. Sen çok güzel bir kadınsın, hele biraz da kendine baksan, biraz seksi şeyler giysen… Hanife sana güzel şeyler alacağım. Kadın olduğunu anlayacaksın. Peki ya Bekir? Nasıl böyle bir şey yaptı?” dedi. Ama karım cevap vermedi. Adamın kollarının arasında öylece duruyordu. “Söylesene yavrum… Niye bunca ileri gitmeme izin verdi kocan?” diye sordu bu sefer.

‘Nizamettin, sana yalvarıyorum, ne olur, bırak beni, hayatımızı mahvedeceksin, ne olur, çocuğum var benim, onun başı gözü için, yapma, vazgeç, bu işin sonu iyi olmaz!” deyince,

“Ne o, beni tehdit mi ediyorsun?” dedi Nizamettin. Karım cevap vermedi. Nizamettin tekrar, “Basit bir karı koca fantazisi miydi bu? Niye yaptınız? Senin çamaşırlarına boşaldım, çamaşırlarını çaldım. Sizden ne tepki gelecek diye bekledim, ama sessiz kaldınız.”

Karıma ahtapot gibi sarılmıştı arkasından, kollarının arasında çırpınıp duran karımı bırakmıyor, öpücüklere boğuyordu konuşurken…

“Hanifem, her gün seni düşünerek otuz bir çekiyorum. O seksi külotuna senin amına boşaldığımı düşünerek kaç kere boşaldım ben, biliyor musun? Bak bu gece yine seni düşünerek otuz bir çekeceğim! Hanifem, bir tanem… Çok istediğim amını değil, ama eşarplarını ve külotlarını dölleyeceğim! Söylesene, neden tepki vermediniz?” diye üsteliyordu.

Karım en sonunda, “Bekir öyle istedi!” deyince,

“Niye istedi, fantazi olsun diye mi?” diye sordu Nizamettin.

“Ben… Ben bilmiyorum. Öyle gelişiverdi işte… O ilk gün önce ikimiz de kızdık sana… Sonra sonra… Ne bileyim… Bu gece için benden yatak odamızı sana vermemi istedi ben de bir şey demedim!” diye ağlamaklı bir cevap verdi.

“İyi de, sen nasıl kabul ettin?”

“Kocam o benim, karşı gelemem. Hem o gece ilk defa zevk alarak seviştik!” dedi. Durdu biraz, sonra ilave etti. “Çok değişikti o gece… Hiç öyle olmamıştık.”

“Sen Bekir’le sevişirken beni mi düşündün, yoksa kocanı mı?” diye sorunca, karım cevap vermeden başını öne eğdi.

Şaşkın bir haldeydim. Videoyu durdurup bir sigara yaktım. En yakın arkadaşım yokluğumda karımı sıkıştırıyordu. Ve görünüşe göre karım da karşılık veriyordu. Bu işin sonunun böyle olacağını tahmin etmemiştim.

Videodan, ortamdan, konuşmalardan çok etkilenmiştim ve sikim kalkmıştı. Korkuyla karışık bir heyecanla devamını izlemek istiyordum. Sonunu merak ediyordum videonun açıkçası. Nizamettin konuşmasına devam etti.

“Ah be güzelim. Siz de istiyorsunuz, ama cesaret edemiyorsunuz. Hazır olana kadar bekleyeceğim sizi, sabırlıyımdır. Her şey çok güzel olacak canım, bekle göreceksin!” deyip, karımı serbest bıraktı.

Karım odadan çıkmak yerine olduğu yerde duruyordu. Nizamettin cebinden bir tomar para çıkardı ve karıma uzattı.

“Al Hanife, bununla kendine bir şeyler al. Güzel şeyler, senin güzelliğine, seksiliğine yakışır şeyler… Yetmezse daha da veririm. Artık bir daha maddi sıkıntı yaşamayacaksın!” dedi. Karım tepki vermeyince elini tuttu ve avucuna sıkıştırdı parayı.

“Utanma canım, Nizamettin abinden hediye, sen her şeyin en iyisine layıksın. Bak bakayım bana!” dedi ve karımın çenesinden tutup gözlerine baktı.

“Kocan da istiyor, sen de istiyorsun, ama daha hazır değilsiniz. Bir gün seninle birlikte olacağız!” deyip, karımın elinden tuttu ve yatağın kenarına oturdu. Sonra karımı kendine çekerek yanına oturttu. Karım ürkek bir kuş gibiydi. Sesini çıkarmıyordu. Sadece kendine söylenenleri yapıyordu. Nizamettin elini karımın beline attı ve

“Utanma Hanife, artık yabancı değiliz. Bak başındaki eşarpta döllerim var! Birazdan şuradaki, senin en mahrem yerine değen külotlarını alacağım ve onlarla otuz bir çekip döllerimi boşaltacağım, sen de yarın onları eline alıp çamaşır makinesine atacaksın. Bak neleri geçmişiz. Hanifem senden küçük bir isteğim var. Kırma beni!” dedi. Karım cevap vermeyince, “Kırmayacaksın değil mi Nizamettin abini?” dedi.

Karım sanırım başına gelecekleri anlamış gibi, hayatının şokunu yaşıyordu. Kızarmış gözlerinde yaşlar belirdi ve Nizamettine baktı.

“Korkma, sana zarar vermeyeceğim, istemediğin bir şey yapmayacağız. Aramızda kalacak. Hiç kimsenin haberi olmayacak!” dedi. Karım,

“Senin yaptığın insanlığa sığar mı?” dedi titreyen sesiyle, sonra da, “Bir hata yaptık işte… Birisi senin karına yapsa…” dedi. Nizamettin karımın lafını kesip,

“Kimse benim karıma yapamaz, çünkü evli değilim!” dedi. Karım,

“Ben seni böyle bilmezdim!” dediğinde, Nizamettin de,

“Ben de sizi böyle bilmiyordum!” dedi yanıt olarak.

“Ne olur, kocam yaptı bir hata… Beni de kendine benzetti. Benim başımı yakma, çocuğum var benim…” diyerek, bir yandan ağlayıp, bir yandan da Nizamettin’i ikna etmeye çalışıyordu. Ama kaçış yoktu karım için. Bunlar son çırpınışlarıydı.

“Bak, ben sana söyleyeceğimi söyledim. Boşuna çeneni yorma, kabul edeceksiniz, ama bugün, ama yarın. Ben her şeyi göze aldım!” dedi. Karım çaresizce,

“Ne istiyorsun söyle, ama bugün olmaz!” dedi. Nizamettin gülerek,

“Elbette bugün olmaz, istemediğin bir şey yapmayacağım. Sana söz verdim. Sadece seni yakından tanımak, hazinelerini görmek istiyorum. Kendini bana bırak. Öyle oldu bitti şeyleri sevmem. Şimdi beni tanıyacaksın!” dedi.

Karımı ayağa kaldırdı. Etrafında çevirdi karımı ve

“Hanife çok güzelsin. Bakalım benim için neler hazırladınız bu akşam?” diyerek koltuğun yanına götürdü karımı.

Koltuğun üzerinde duran eşarpları ve külotları karıştırıp baktı. Sonra yeniden yatağın kenarına oturdu, karım ise önü dönük halde ayaktaydı. Nizamettin birdenbire yüzünü eteğin üzerinden karımın amına gömdü.

“Hanife’m, amcığına kurban olduğum!” diyerek yüzünü sağa sola oynatıyordu. Yüzünü çekti ve “Sıcacıksın, ateş gibi kavuruyorsun!” dedi.

Eteği yukarı çekmek için uçlarından tuttuğunda, niyetini anlamış olan karım,

“Yapma lütfen… Bugün olmaz dedim!” dedi. Nizamettin ise,

“Sadece ne giydin altına, onu merak ettim, görmek istiyorum!” dedi.

Karım eteğini yukarı çekince, süt beyazı güneş görmemiş bacakları ortaya çıktı. Nizamettin karıma bakarak,

“Hmm, tahmin ettiğim gibi beyaz külot, bu o gün attırdığım külot değil mi?” diye sordu. Karım o çok iyi tanıdığım, tahrik olduğunda boğuk boğuk çıkan sesiyle,

“Evet, o külot işte…!” dedi. “Beğendin mi? Mutlu oldun mu görünce?” Nizamettin yüzünü iyice yanaştırdı. Derin bir nefes çekerek külotun üzerinden karımın amını öptü.

Sonra eteği yeniden indirip, karımı yanına oturttu, karıma sarılıp yine eşarbın üzerinden saçlarını öpüp koklamaya başladı. Sonra da saatine bakıp,

“Bizimki gelmek üzeredir, çabuk olmamız lazım Hanife!” dedi.

Yatağın ortasına uzandı ve karımı yanına çekti. Şimdi Nizamettin yatakta yatıyor, karım ise yanında yatağın ucunda oturuyordu. Nizamettin bir çırpıda pantolonunu ve külodunu sıyırdı.

Taş gibi olmuş, kalkık vaziyetteki kalın yarağı tavana dikilerek ortaya çıkmıştı. Karım şaşkın halde başını öteki tarafa çevirince,

“Utanma Hanife, merak etmiyor muydun nasıl yaptığımı. Şimdi sana göstereceğim!” dedi.

Nizamettin’in yarağı oldukça kalın ve uzundu. Karım Nizamettin’in yarağına bakıyordu şimdi. Ben de aynı heyecanla bekliyordum. Nizamettin karımın çamaşırlarını işaret ederek,

“Ver bakalım şunları!” dedi. Karım sırayla külotlarını Nizamettin’e verdi. Adam tek tek eline aldı, öpüp kokladı karımın cicili bicili külotlarını… Sonra sırayla sikine sarıp otuz bir çekmeye başladı. Bir yandan sol eliyle karımın sırtını, kalçalarını, başındaki eşarbı okşuyordu.

“En güzel külotlar, saten, ipekli ve normal külotlar. Dantelli olanlar yarağımı tahriş ediyor. Tangalar çok ufak, sikimi sarmıyor. Senin külotların var ya çok güzeller. Tam otuz birlik. Ama eşarpların yok mu, beni asıl onlar deli ediyor. İpek ve saten eşarplar, tülbentler değil, ama özellikle beyaz şifon eşarplar. Senin de vardır kenarları iğne oyalı. Bu gece hepsini sikeceğim. Şimdi soracaksın nasıl sikeceksin diye. Eşarp nasıl sikilir diyeceksin!” diyordu.

Birden yatakta doğruldu. Yastığı aldı ve dizleri üzerindeyken önüne koydu.

“Versene şu çiçekli eşarbını, geçen gün buna attırmayı çok istemiştim, bugüne kısmetmiş!” dedi.

Karım eşarbı Nizamettin’e uzattı. Önce eşarbı öptü kokladı. Karım olanları sadece izliyordu. Sonra adam eşarbı yarağının etrafına sardı. Yarağa sarılı olan eşarbı yastığın üzerine koydu sol elini üzerine koydu ve yarağını, sanki bir amın içerisinde gidip geliyor gibi, ileri geri hareket ettirmeye başladı.

Dediği gibi resmen eşarbı sikiyordu, tıpkı bir kadını siktiği gibi. Yüzünü karıma çevirince karım başını öne eğdi. Boştaki sağ eliyle karımın çenesini tutup yukarı kaldırdı. Dudaklarından,

“Ah Hanifem, bebeğim, çok güzelsin, amın sıcacık, daracıksın, sana doyamıyorum, sadece seni sikmek istiyorum, hiç içinden çıkmak istemiyorum!” lafları döküldü.

Karımın yanaklarını okşuyor, parmaklarını dudaklarında gezdiriyordu. Karım da tahrik olmuştu, artık karşılık veriyordu. Nizamettin’in elini tuttu ve kendisi hareket ettirmeye başladı. Ve sonunda erkeğin ellerini göğüslerinin üzerine götürdü.

Şimdi iri göğüslerini hoyratça sıkıyor, mıncıklıyordu. Nizamettin bir yandan da karımın eşarbının içinde gidip geliyordu. Sonunda karımı kendisine doğru çekti, sağ elini eşarbının üzerinde gezdiriyordu. Bu arada yanak yanağa gelmişler, tenlerini birbirine sürtünüyordu.

Karım kendinden geçmiş, başını hafifçe geri atmış, beyaz boynu ortaya çıkmıştı. Karımın boynunu öpen Nizamettin, sonra çenesini öptü, ardında da dudaklarına yumuldu.

Nizamettin yaptığı hareketi durdurup karımı sırtüstü yatağa yatırdı. Yeniden dudaklarına yumuldu ve sonunda karım kendini Nizamettin’e bıraktı, kollarını adamın boynuna doladı. Birbirlerine hasret iki aşık gibi öpüşüyorlardı. Yeniden karımın boynunu boğazını öpmeye başladı. Karımın ağzından,

“Seni içimde istiyorum, keşke Bekir olmasa, al beni sik sabaha kadar Nizamettin!” kelimeleri döküldü. Nizamettin karımı dudaklarından yeniden öptü ve

“O günler de gelecek, sabret bebeğim, doyasıya, korkusuzca sevişeceğiz!” dedi.

Biraz daha öpüştüler. Karımın gözlerine bakarak,

“Şimdi başındaki eşarba boşalmak istiyorum, döllerimi fışkırtmak istiyorum!” dedi.

“Bağlamam uzun sürer, başımı açamam şimdi!” dedi karım.

“Açmayacaksın zaten, başın bağlıyken boşalmak istiyorum!” dedi Nizamettin. Karım olur anlamında başıyla karşılık verdi.

Nizamettin demin yarağına sardığı eşarbı yeniden yarağının etrafına doladı, ama bu sefer yarağının başı dışarıdaydı. Yarağının başı kocaman olmuştu, nerdeyse boşalmak üzereydi.

Ben de bu arada ondan farklı durumda değildim. Yarağının kafası karımın tam yüzünün üzerindeydi, Nizamettin sağ elini yarağın üzerinde hızlıca ileri geri hareket ettiriyordu. Sol eli karımın eşarplı başını okşuyordu.

Birdenbire duran Nizamettin yarağının başını karımın yüzüne sürttürmeye başladı. Karım kafasını yana çevirerek,

“Olmaz, yüzüme boşalmanı istemiyorum!” dedi.

“Aşkım daha boşalmadım. Sana dedim ya, ben eşarbına attıracağım döllerimi. Hadi çevir başını, korkma, istemediğin bir şey yapmayacağım!”

Karım yüzünü yeniden çevirince Nizamettin’in yarağını yeniden gördü. Yeniden karımın yanaklarına, alnına, burnuna sürttürmeye başladı. Ama daha esas hedefine gelmemişti. Sonunda yarağın başı karımın dudakları ile buluştu.

Karımın ağzı kapalıydı, Nizamettin de ruj sürer gibi dudakların üzerinde sikini hareket ettiriyordu. Birdenbire beklenmedik bir şekilde karım dudaklarını araladı. Bunu gören Nizamettin yarağını karımın dudakları arasında ağzının içine doğru kaydırmaya başladı…

Karım sol eliyle Nizamettinin yarağını tuttu ve sikin üzerine sarılı eşarbı çekti, eşarp yarağın ağzına girmesini engelliyordu. Nizamettin’in damarlı koca yarağı resmen karımın ağzının içine yuvasında hareket eden bir piston gibi ritmik şekilde bir ileri bir geri gidiyordu.

“Oh Hanifem… Bebeğim… Ağzının içi sıcacık… Sikimi yakıyor ağzının ateşi…” diye inledi herif… Pislik, zavallı karımın ağzına yarrağını köküne kadar sokup çıkarıyor, zevkten inliyordu.

Karımsa yarağı dibinden tutmuş hareketlerine yön veriyordu. Ağzından belli belirsiz, “Ummm, hımmm!” diye sesler çıkıyordu. Karım yarağı ağzından çıkardı, kökünden başına kadar boylu boyunca öptü. Yanaklarına sürttürdü ve sonunda yarağın başına ‘Mucuk!’ diye bir öpücük kondurdu,

“Hadi çabuk ol abi, bir an önce boşal!” dedi. “Kocam nerdeyse gelir artık, yakalanmayalım böyle…”

“Gelmek üzereyim aşkım!” dedi Nizamettin. Karımı yataktan indirip dizleri üzerine oturmasını istedi. Karım dediğini yaptı. Nizamettin ise arkasında ayakta durur pozisyonda,

“Hazır mısın aşkım?” diye sordu.

“Evet aşkım, istiyorum, boşalt sıcacık döllerini, birtanem!”

Nizamettin karımın eşarbını ucundan tutup yukarı kaldırdı. Altındaki siyah bone görünüyordu. Boyu karımdan uzun olduğu için dizlerini hafif kırarak ayağa kalktı. Yarağını bone ile eşarbın arasına soktu. Elleriyle karımın kafasını sabit tutmaya çalışıyordu. Yine aynı şekilde bir am sikercesine kalçalarını hareket ettirmeye başladı…

Bir elimde sigara olanları izlerken, gayrı ihtiyari diğer elim de kalkık sikime gitti. Arkadaşım canım karımın üzerinde fantazilerini deniyor, ben de onları izleyip yarağımı okşuyordum.

Nizamettin hareketlerini hızlandırmaya başlamıştı, sanırım artık boşalmak üzereydi. Süreli tekrar eden bozuk plak gibi,

“Hanifem, bir tanem, geliyorum aşkım. Eşarbını döllerimle dolduracam aşkım!” diyordu. Karım da,

“Gel aşkım gel, boşalt döllerini. Hadi aşkım, attır Hanife’ne, yıka Hanife’ni döllerinle!” diye gaza getiriyordu.

“Aşkım, Hanife’m… Aahhhh… Geliyorummm… Aşkımmm!”

“Gel aşkım, gel artık…” derken, Nizamettin birden durdu. Ve “Oğğğhhhh!” diye böğürerek boşalmaya başladı…

Bir süre öylece durdular. Nizamettin’in yarağı eşarbın altından belli oluyordu. Döllerini her püskürtmesinde hortum gibi hareket ediyordu. Son bir kez daha yarağını ileri geri hareket ettirdi ve yatağın kenarına oturdu.

Heybetli yarağı yavaş yavaş sönüyordu. Yatağın üzerindeki eşarbı aldı ve yarağını temizledi. Karım kalktı ve yanına oturdu. Nizamettin’e sarılıp başını omzuna koydu ve

“Ne kadar çok boşaldın öyle, saç diplerime kadar attırdın!” dedi. Nizamettin eşarbın dış kısmına bakıp gülerek,

“Sen bir de dışını görmelisin!” dedi.

Gerçekten de Nizamettin çok fazla boşalmıştı. Eşarbın üstü dölle kaplıydı. Karım kontrol etmek için elini eşarba değdirince parmakları ıslak ve yapış yapış sıvıya değdi. Karım,

“Ne yapacağız şimdi Nizamettin?” diye sordu. Nizamettin,

“Hiçbir şey!” dedikten sonra elindeki eşarpla karımın başındaki döllerle kaplı eşarbını kuruladı. Sonra da,

“Oldu bitti, belli olmuyor bak, zaten birazdan kurumaya başlar!” dedi.

Nizamettin hemen giyinmeye başladı. Karım ise onu seyrediyordu. Nizamettin giyindikten sonra karımla sarılıp öpüşmeye başladılar. Nizamettin,

“Bu gece seni düşüneceğim, hep aklımda olacaksın!” dedi. Karım,

“Yanında, seninle aynı yatakta olmayı aklında olmaya tercih ederim!” diye yanıtladı aşığını… O, ortalığa çeki düzen verirken, Nizamettin odadan ayrıldı.

Şok içindeydim. Gördüklerim hayal değil gerçekti. Biraz zamanları olsa kesinlikle sikişeceklerdi. Videonun devamını merak bile etmiyordum. Gördüklerim bana yetmişti.

O gece olanları düşündüm. Ben biraları alıp eve geldikten sonra herifin ağzı kulaklarında koltukta yayılarak televizyonu izleyişi… Karımın biraz telaşlı, minik bir serçe gibi içki masasını toplamaları… Şimdi ayırdına varıyorum, bana kaçamak, suçluymuş gibi bakışları…

Gece yatağa yattığımızda, ikisinin yalnız kaldıkları dakikaları sorguladığımda beni geçiştirmeleri… Sevişmeyi onun başlatması, arzuladığımdan da, hayallerimden de öte bir cinsellik sergilemesi…

Suçlu kimdi? Bir fantazi nerelere gelmişti!

Anladığım kadarıyla karım ilk fırsatta Nizamettin’le sikişecekti. Bu açıktı. Ama ya ben? Ben kendime inanamıyordum. Tanıyamıyordum kendimi… En yakın arkadaşım karımı bir fahişe gibi kullanırken hiç kızmamıştım. Onları sevişirken izlemiş ve zevk almıştım!

Artık her şey değişmişti, eskisi gibi olmayacaktı hiç bir şey… İçten içe biliyordum ki, olay burada kalmayacak, karımla aşığının yanımda sevişmesine kadar gidecekti.

Ve ben arkadaşımın karımı acımasızca becermesini seyrederken, iki azgın doyumsuzca sevişirken onları izlemekten mutlu olacaktım.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir